PHI PHI ADASI (KOH PHI PHI) Gezilecek Yerler

January 16, 2018

1/15
Please reload

Popüler Yazılar

NORVEÇ ROTAMIZ

December 11, 2017

Norveç’in haritada geniş bir yer kapladığını bilmeme rağmen oraya vardığımda tahminimden de büyük bir ülke ile karşılaştım. Gidilecek, görülecek o kadar çok yer var ki kısıtlı zaman içinde bir rota hazırlamak kolay olmadı bizim için. Aklımda kalan bir çok yerin hayaliyle geri döndüm ama keyif alarak gezdiklerim, benim ileriye doğru yeni planlar yapmama sebep oldu:)  

 

Bu seyahatimizde tam 6 günümüz vardı ve 3 gününü eşimin konferansının olduğu Hamar şehrinde geçirmeliydik. Uçak ile Oslo’ya gidip oradan arabayla devam etmek en mantıklı seçimdi bizim için. Gidebileceğimiz mesafede bulunan yerlerden en çok görmek istediklerimizi sıralayarak rota oluşturduk.

 

Oslo - Borgund – Flam (1 gece) – Aurland – Voss – Norheimsund (1 gece) – Eidfjord – Voringfossen – Hamar (3 gece) – Oslo (1 gece)

 

GEZDİĞİMİZ YERLER

 

1- HYDNEFOSSEN ŞELALESİ

 

Tesadüfi anların mutluluğunu yaşatan bir yer bizim için burası. Oslo’dan Flam’e doğru arabayla yola çıktık. Meraklı ve heyecanlı gözlerle etrafımıza bakınıyoruz, bir anda dağların arasından süzülen bu harika şelaleyi fark ettik. Nasıl ona daha çok yaklaşabiliriz diye düşünürken kendimizi toprak bir ara yolda bulduk. Epey içerilere doğru ilerledik ve sadece koyunların olduğu muhteşem bir manzarada durduk. Şelalenin, hayvanların ve rüzgarın seslerini dinledik. Bize Norveç’e hoş geldiniz diye fısıldıyorlardı:)

Hemsedal’da bulunan bu şelalenin adını bile daha sonradan öğrendim. Yol adresini tam olarak veremiyorum. Öyle bir tabela falan var mı hiç bilmiyorum ama Hemsedal’dan yolunuz geçerse eğer elbet kendini size gösterecektir:)

Bu bölgenin internet adresinden de detaylara bakabilirsiniz.

Website Hemsedal

 

 

2- BORGUND STAVE KİLİSESİ (STAVKYRKJE)

 

Norveç’teki ilginç mimari özelliklere sahip yapıların başında Stave Kiliseleri geliyor. Ortaçağ’da inşa edilmiş olan bu ahşap kiliselerin çoğu Viking dönemine ait. Günümüzde tüm ülkede sadece 28 tanesi kullanılabilir hale getirilmiş.

Bizim rotamız üzerinde bulunan Borgund Stave Kilisesi aralarında en meşhur olan ve az restorasyona uğrayanıymış. Bu ahşap kilisenin yapımına 1180 yılında başlanmış. Tamamı odun ve kereste kullanılarak yapılmış. Vikinglerin kötü ruhları kovmak için gemilerinde kullandıkları ejderha kafası gibi hayvan figürleri kilisenin üzerindeki kabartmalarda da mevcut.

Kilisenin içine giriş ücretli ve sezona göre açılış-kapanış saatleri değişiklik gösteriyor.

Giriş ücreti: 70 NOK

Tarih ve adres detayları için internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Websitesi

 

 

3- FLAM KASABASI ve FLAMSBANA TRENİ

 

Seyahat ettiğim yerler arasında ilk defa fiyortların kenarına kurulmuş sevimli bir balıkçı kasabası ile karşılaşıyordum. Masal diyarındaki tanımlara uyan en ideal kasaba kesinlikle Flam olmalıydı. Etrafımda gördüğüm her şey beni büyülemişti.

Hele ki meşhur Flamsbana treniyle yolculuk yapınca bu bölgenin doğasına hayran kalmamak imkansızdı.

Dünyanın en güzel 10 tren yolculuğu arsında da yer alan Flamsbana, kesinlikle deneyimlenmesi gerekenlerden (Lonely Planet ve National Geographic tarafından yapılan listelerde).

 

Flam - Myrdal – Flam arasında yapılan gidiş dönüş yolculuk için merkezdeki tren istasyonuna gitmelisiniz. Tren biletlerini buradan veya internet sitesinden temin edebilirsiniz. Biz ağustos ayının son haftasında seyahat ettik ve bir kişi için gidiş dönüş biletine 480 NOK ödedik.

 

Toplamda iki saat süren yolculuk boyunca muhteşem panoramik manzaralar karşısında adeta insanın dili tutuluyor. Deniz kenarından dağlara doğru tırmandıkça arkanızda kalan kasabanın görüntüsü aynı bir tablo gibi.

 

1940 yılında açılan tren yolunun yapımı yaklaşık 20 yıl sürmüş. Bütün tüneller elle kazılmış. O dar geçitlerden geçerken buraların nasıl yapıldığını kafamda canlandıramadım bile. Öyle dik ve geçilesi zor yerler var ki! Hatta bu yolculukta dünyanın en dik rampasına, 863,5 m. tırmanarak bir rekora bile tanıklık etmiş oluyorsunuz.

 

20,2 km uzunluğundaki tren yolunda, 20 tane tünel, 1 köprü, 4 su tünelinden geçiliyor. 8 istasyonda biri hariç kısa süre duruluyor. Yaklaşık 5 dakika durulan istasyon ise tam bir görsel şölen yaşanan Kjosfossen Şelalesi. Trenden indiğiniz gibi sırılsıklam olsanız da en yakınına kadar gidip bu manzaranın tadına varın. Bir anda yükselen müziği duyup ortaya çıkan, şelalenin dibindeki kırmızılı kadının dansını izleyin:)

 

 

 

Flam kasabasına gelmişken görülmeden geçilmeyecek bir diğer yer de fiyorda tepeden bakan Otternes dağ köyü. 17. yy’den kalma 27 tane çiftlik evinin olduğu manzarası harika bu yere kesinlikle bayıldık.

 

Norveç’teki pahalılık tabi ki otel fiyatlarına da çok ciddi şekilde yansımış durumda. Biz seyahatlerimizde genellikle ekonomik konaklamaları tercih ediyoruz bu yüzden direkt olarak yanımızda getirdiğimiz çadırımızla birlikte kamp alanının yolunu tuttuk:)

Flam Camping

Bu kamp alanı öyle keyifli bir yere kurulmuş ki vakit olsa da uzun uzun kalsak dedirtti bize. Flam kasabasının merkezinde sırtını dağlara yaslamış önünden nehir ve tren yolu geçen harika bir lokasyonu var.

 

İki kişilik çadırda konaklama için gecelik 225 NOK ödedik.

Çadır dışında kabin denile bungalov tarzında odalarda kalma seçeneği de var. Ancak önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ediyorum. Yer bulmak epey zor oluyormuş.

Diğer detaylar ve fiyatlar için İnternet Sitesi

 

 

4- SOGNEFJORD ve NAEROYFJORD

 

Norveç’in en büyüğü ve “fiyortların kralı” lakabını alan Sognefjord; aynı zamanda dünyanın da ikinci en derin ve uzun fiyordu olma unvanına sahip. Derinliği 1308 metre, uzunluğu ise 205 kilometre civarında olan fiyorda hangi açıdan bakarsam bakayım izlemeye doyamamıştım.

 

Onun kollarından biri olan Naeroyfjord’un ise; dünyanın en dar fiyordu olma özelliği var. Bu nedenle Naeroyfjord UNESCO tarafından dünya mirasları listesine de alınmış. Derinliği 12 ila 500 metre civarında olan fiyordun uzunluğu yaklaşık 17 kilometre, en dar yeri ise sadece 250 metreymiş.

 

Fiyortları gezmek için en popüler ulaşım aracı olan, günlük ya da daha uzun süreli turlar yapan gemileri tercih edebilirsiniz.

Biz arabayla dolaştığımız ve kalabalık turist kafileleriyle birlikte olmayı pek sevmediğimiz için kendi başımıza etrafında dolaşıp durduk bu muhteşem fiyortların:)

Bir diğer seçenek de (en çok aklımda kalan) bisiklet kiralayarak uçsuz bucaksız bisiklet rotalarını takip edebilirsiniz.

 

 

5- AURLANDSFJORD ve STEGASTEIN MANZARA NOKTASI

 

Araba ile Flam kasabasına uzaklığı yaklaşık yarım saat civarında. Doğal parktan dağlara tırmanarak çıkılan yol oldukça dar. Belli yerlerde tek şerit olduğu için karşıdan gelen araçları uzun süre beklemiştik. Seyahat ederken zamanı kısıtlı olanların bu detayı es geçmemesini öneririm:)

 

Stegastein; fiyorda paralel uzanan dağdan 30 metre dışarıya doğru asılı şekilde duran bir platform. Yüksekliği 650 metre olan bu manzara noktasının üzerindeyken verdiği his öyle güzel ki:) Norveç yolcuları bu duyguyu deneyimleyin lütfen! Tabi kalabalık olduğu saatleri tercih etmemeye özen gösterin.

Araba dışında buraya ulaşmanın yolu da tur şirketlerinin ayarladığı minibüs veya otobüslerle mümkün.

 

 

6- VOSS KASABASI ve TVINDEFOSSEN ŞELALESİ

 

Voss kelimesini, bazı ünlülerin elinden düşürmediği meşhur cam şişeli suların üzerinde daha önce görmüştüm. Meğerse burası Norveç’te bir kasabaymış. İsmini almasına rağmen dünyanın en faydalı artezyen suyunun burada çıkmaması da ironik bir durum bence. Voss’a 400 km. uzaktaki buzul bölgeden geliyormuş.

 

Yolumuzun üzerinde olan kasabayı gezmeden geçmek olmasın diye şöyle bir turladık. Çok keyifli ve sevimli bir yerle karşılaştık. Gerçi Norveç’te karşılaştığım çoğu köy ve kasaba böyleydi diyebilirim:)

 

Voss kasabasına 12 km. uzaklıkta bulunan Tvindefossen Şelalesi’ni görmek de ayrıca beni mutlu etti. Yağan yağmurla birlikte yaklaştığım şelaleyi, seyre daldım bir süre ıslanmış toprak kokusunu içime çekerek...

 

 

7- STEINSDALSFOSSEN ŞELALESİ

 

Arabayla seyahat ederken bazen tesadüfi konakladığımız yerler oluyor. Bir dağ kasabası olan Norheimsund da kesinlikle onlardan biri. Son dakikada booking’in sitesinden bulup gittiğimiz Stoppher B&B, geceyi geçirmek için süper bir seçim olmuştu. Kış sporlarının yapıldığı bir bölgede yer alan konukevi henüz sezon başlamadığından bomboştu. Sadece biz ve anne oğuldan oluşan bir aile daha vardı. Ev sahibi de oldukça konuşkan ve yardımsever biriydi. Koskoca evin bir katında mutfakta yemeğimizi yapıp, içkilerimizi içtik yorgunluk atmak için:)

 

NOT: Stoppher B&B ’da iki kişi için bir gecelik ortak banyolu odaya 450 NOK ödedik.

 

Sabah erken saatte kahvaltımızı edip 2km. yakınımızda olan Steinsdalsfossen Şelalesine gittik. Aynı İzlanda gibi insanı şelalelere doyuran bir ülke Norveç de. Bu şelalenin diğerlerinden farkı arkasına geçebileceğiniz bir platformu olması. Böylece dört bir yanını görmek mümkün oluyor.

 

8- EIDFJORD ve VØRINGFOSSEN ŞELALESİ

 

Kısa zamanda bir fiyort daha görebilmek için gittiğimiz Eidfjord’un yol manzaraları hala gözümün önünden gitmiyor. Hele ki bu yolun sonu Norveç’in en bilinen şelalelerinden biri olan Vøringfossen’e çıkıyorsa.

  

Geniş bir alanı kaplayan, ihtişamlı görüntüsü ve kulakları sağır eden sesiyle insanı kendine hayran bırakan bu doğa harikasına bakabilmek için bile üç ayrı yere yürümeniz gerekiyor. 182 m. yüksekliği olan şelale, kesinlikle Norveç’te görülmeye değer yerler arasında bana göre.

 

9- HAMAR

 

Oslo’ya yaklaşık 2 saat uzaklıkta bulunan Hamar’a gidiş sebebimiz eşimin konferansının bu sevimli şehirde oluşuydu. İyi ki de yolumuz düşmüş dedirtti bize Hamar. Kesinlikle turistik bir yer değil! Belki de o yüzden daha çok sevdik:)

 

Şehrin ortasında küçük bir göl var. Hayat sanki o suyun etrafında akıyor gibi. Spor yapanlar, kitap okuyup uzananlar, güneşlenenler... Yazın sıcak günlerde yüzmek için göle girenler de oluyormuş. Acele etmeden güler yüzlü bir şekilde gününü geçiren insanları gördük bol bol şehir merkezinde bile dolaşırken.

  

Tabi ki bizi en çok mutlu eden de orada geçirdiğimiz üç gün boyunca huzura boğan çiftlik evi oldu. Arabayla merkeze uzaklığı 10 dakika olan konukevinden çoğu zaman ayrılmak istemedik. Bahçesinde atları ve kocaman ahırı olan, ahşap bir Norveç evinde kalmak kendimizi masal kahramanlarıymış gibi hissettirdi.

 

Ev sahibimiz ise öyle özel bir hanımdı ki! Yaşlı olmasına rağmen oldukça dinç ve dayanıklı görünüyordu. Sakin ve farklı bir duruşu vardı. Gençliğinde kemancı ve dansçıymış. Şimdilerde ise özel eğitim gereken çocuklara yardımcı oluyormuş.

Normal zamanda evinde kalanların mutfağını kullanmasına izin vermiyormuş. Ama bizimle o kadar farklı bir iletişimi oldu ki hep birlikte zaman geçirdik mutfakta yemek bile yaptık:) Hatta son sabahımızda bize kahvaltı hazırlayıp sürpriz yaptı.

 

Not: Herkestad gard kaldığımız konukevinin adı. 3 gece için ortak banyolu çift kişilik odaya 2160 NOK ödedik. Odalar ve banyo oldukça temizdi.

 

 

Hamar’da beni en çok etkileyen diğer bir yer ise şehrin dışındaki eski katedral oldu. Hamardomen (Domkirkeodden), 1200 yılında inşa edilmiş, 1567 yılındaki savaş sırasında büyük bir bölümü zarar görmüş ve uzun yıllar harabe olarak kalmış. 1998 yılında düzenlenen bir yarışma ile tamamı cam ile kaplanarak şimdiki harika halini almış.

Biz kongrenin düzenlediği organizasyonun bir parçası olarak ziyaret etmiş olduk bu katedrali. Gün batımında çok keyifli vakit geçirdik bulunduğu yeri gezerken. Aynı zamanda bizim için hazırlanan mini konseri o müthiş akustik ortamda dinleme şansımız oldu. Yerel kıyafetlerini giymiş iki tatlı kız, hem bize katedralin hikayesini anlattılar hem de Norveç halk şarkıları söylediler.

 

 

10- OSLO

 

Norveç’ teki son günümüzde ufak bir Oslo turu da yaptık. Bu seyahatimizde amacımız kesinliklebüyük şehir karmaşası yaşamak değildi ama bu kadar yol gelmişken Oslo’yu da ucundan görmesek olmazdı:)

Konaklamak için uygun fiyatlı ve şehir merkezinde olduğundan Anker Hostel’e gittik. Eşyalarımızı bırakıp akşam üstü yağmur eşliğinde yürüyerek Oslo’yu keşfe çıktık. Restoran ve mağazaların olduğu en popüler caddesi Karl Johans boyunca ilerledik. Oslo Katedrali, Ulusal Galeri, Üniversite, Parlamento, Belediye Binaları bu cadde üzerinde ve civarında. Yolun sonu ise geniş bir alanı kaplayan Kraliyet Sarayına çıkıyor.

 

 

 

 

Trafik, yüzü asık insanlar, ruhsuz gözüken binalar... Maalesef ilk izlenimlerim bunlar olunca pek sevemedim bu şehri. Bana hitap ettiğini söyleyemem tabi ama yine de merak edenlerin iştahını kaçırmayayım! Zevkler ve renkler olayı:) Belki biraz daha vakit geçirme şansımız olsaydı kültürel aktiviteler ve göremediğim bir iki yer ilgimi çekebilirdi.

 

Restoranlarda fiyatlar almış başını gidiyor! Ekonomik tatil imkansız gibi bir şey. Marketten aldıklarımızı da tükettiğimiz için gece bize en makul görünen Mamma Pizza’ya gidip yemek yedik.

 

Son sabahımızda ise kahve aşıkları olarak paraya kıyıp, dünyanın en iyi kahvecilerinden biri diye anılan Tim Wendelboe’nun yerine gittik. Minik bir Espresso Bar olan mekanın gerçekten insanı mutlu eden kahveleri var:)

 

 

Güneşli Oslo’ya ve graffitili renkli sokaklarına biraz daha kanım ısındı diyebilirim.

Havalimanı yollarına düşmeden önce ise şehrin diğer popüler yerlerinden olan Akershus Hisarının ve Opera Binasının önünden geçtik.

 

 

Biraz daha vaktimiz olsaydı Vigelandsparken(Heykel Parkı), Norsk Folkemuseum(Norveç Halk Müzesi) ve Vikingskipshuset(Viking Gemi Müzesi) uğramak istediğim diğer yerler arasındaydı.

 

NOT: Anker Hostel’ da bir gece için özel banyolu, çift kişilik odaya 800 NOK ödedik. Çarşaf ve nevresim için ekstra ücret istiyorlar. Bizim yanımızda kamp eşyaları olduğu için ihtiyaç duyup almadık.

 

DİĞER NORVEÇ FOTOĞRAFLARIMA INSTAGRAM HESABIMDAN (@traveler_tree) ULAŞABİLİRSİNİZ.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Please reload

Beni Takip et
  • Facebook App Icon
  • Instagram App Icon
  • Google+ App Icon
  • Twitter Classic
  • YouTube Classic
Please reload

  • Facebook Grunge
  • YouTube Black Round
  • Twitter Grunge
  • Google+ Black Round
  • Instagram Grunge

© 2017 by Gonca Duyan 

If light is in your heart, you will find your way hOMe

-Rumi