PHI PHI ADASI (KOH PHI PHI) Gezilecek Yerler

January 16, 2018

1/15
Please reload

Popüler Yazılar

Koçi (Kochi)

December 1, 2016

 

Haziran 2009

Koçi / HİNDİSTAN

GÜN 6

 

Sabah erken saatte otelde kahvaltımızı edip, taksi ile Banglor Havalimanı’na gittik. İç hatlardan yerel bir havayolu şirketi olan GoAir ile Kerala bölgesindeki Koçi şehrine doğru istikamet. Uçağımız küçük ama gayet temiz ve güzel. Bilet fiyatları ise çok uygun. Hindistan büyük bir ülke olduğu için, şehirlerarası uçuşlarda uçak şirketlerinin sayısı oldukça fazla. Bizim kısmetimize ise ilk yerel uçuş için GoAir çıktı. Uçak küçük olmasına rağmen kalkışta ve inişte hiç sarsılmadık. Bu yüzden GoAir pilotlarına tam puan verdim. Müşteri memnuniyeti: Oldukça iyi:)

 

Küçük bir otobüs terminalini andıran havalimanına indik. Bavulların döndüğü bandın yanına gittiğimizde, gördüğümüz manzara karşısında kendimizi gülmekten alamadık. Uçağın bagaj kapısı açık şekilde bantlara doğru dayandırılmış ve bu kapıda duran bir adam var gücüyle valizleri bantlara doğru fırlatıyordu. ‘Manuel yaratıcılığa’ gülmekten ve şapka çıkartmaktan başka seçeneğimiz kalmamıştı.

 

Havalimanının dışına çıkınca etrafımıza bakındık şöyle bir. Gözümüze ilişen her detayda ne kadar farklı bir bölgede olduğumuzu görebiliyorduk. Genellikle sıcak yerlere gidildiğinde kendini tatilde hisseden biz Türk insanları olarak, havanın ısınması ve nemin ciddi şekilde artması ile daha da turist havasına girdik hemen.

 

Taksilerin yanına gidip sırada bekleyen Hintli şoföre selam verdik.

Eşyalarımızı bagaja koyduktan sonra kafasını sallayıp gülümseyerek elini uzatıp isminin Sanal olduğunu söyledi. Kendisine birkaç soru sorduğumuzda maalesef çok çok az İngilizce konuşabildiğini hatta sadece bazı kelimeleri bildiğini fark ettik. Her şeye cevap: “Yes, sir”. Bizi şehir merkezinde uygun fiyatlı bir otele götürmesini istedik. Ne demek istediğimizi anlamış olabileceğini umuyorduk arabayı çalıştırırken.

 

Arabaya bindiğimizde dikiz aynasında asılı olan haç işareti dikkatimizi çekti. Onun altında da Hint Tanrı’larından olan Ganeş’in küçük bir heykeli vardı. Karışık bir durumdu sanki ama Sanal bize bunun mantıklı bir açıklamasını yapabildi. Arabanın sahibi olan patronu Hristiyan’mış, kendisi de Hindu(“Boss is Christian, I Hindu” gibi bir İngilizce ile).

 

Bir saat boyunca ilerlediğimiz yollarda her taraf yemyeşil ve palmiyelerle dolu. Diğer bir ayrıntı ise yol boyunca birçok kilisenin olması. Arabamızdaki haçtan ve kiliselerden anlaşılacağı üzere; bulunduğumuz bölgede Hristiyan nüfusu çoğunlukta olmalıydı. Kim bilir daha neler görecek, neler öğreneceğiz. Normalde ilk defa gideceğim yerlerle ilgili epey detaylı araştırma yaparım. Ancak bu sefer ki yolculuğumuz rastgele olduğu için yeni göreceğimiz yerlere dair hiçbir fikrim yok. Hatta Koçi şehrinin haritada nerede olduğunu bile bilmiyorum. Bu kadar gözü kapalı yollarda olmak ilk başta beni ürküttüyse de tüm bu şaşkınlıkları yaşamak içten içe hoşuma gitmeye başlıyor.

 

Şehir merkezine geldiğimizde büyük bir caddede yavaş yavaş trafikte ilerliyorduk. Sanal’a sorduğumuzda aynı Bangalor’daki gibi Mahatma Gandhi Caddesi’nde (M.G. Road)  olduğumuzu söyledi. Sanırım çoğu büyük cadde isimlerinin adı bizdeki Atatürk Caddesi kıvamında aynı şekilde çıkacak:)

 

Eski ve büyük bir otelin kapısının önünde durduk. Sanal bize geldiğimizi işaret etti. İçeri girip otele bakınmak ve fiyatlarını öğrenmek için indik arabadan. Süper bir yer değil ama bu gecelik bizi idare edebilirdi, fiyat ise gayet makul. Sanal’a veda ederken bize üzerinde telefon numarasının yazılı olduğu bir kağıdı uzattı. Gitmek istediğimiz her yere bizi götürebilirmiş. Tabi bunu eksik İngilizcesiyle uzun uğraşlar sonunda anlattı diyebilirim.

 

Odamıza eşyalarımızı bıraktıktan sonra yine ilk iş olarak restorana indik. Sipariş verdiğimiz yemeklerin porsiyonlarının çok büyük, aynı zamanda da lezzetli olması otel ile ilgili yorumlarımızı biraz da olsa iyileştiriyordu. Böyle bir otelden pek beklemediğimiz bir performanstı açıkçası.

 

Yemekten sonra otelin bulunduğu caddede biraz dolaştık. Mağazalara girip çıktık, yabancı gören tüm satıcılar sözüm ona büyük bir kibarlıkla bize yardım etmeye çalışıyorlardı ama yakamıza yapışırcasına her şeyde ısrar ediyorlardı. Bizim paralı turist olmadığımızı anladıklarında ise çok komik şekilde kaçarak yanımızdan uzaklaştılar.

 

Dışarıdaki dükkanların çoğu kapanmak üzereydi, biz de çareyi “Oberon Mall” adında kapalı bir alışveriş merkezine girmekte bulduk. Alışık olduğumuz cinsten bir yer burası. Öyle şaşkın şaşkın dolaşırken büyük bir kitapçıyı fark edip sevinçle içeri daldım, eşimde peşimden tam gaz ilerledi. Burada epeyce uzun vakit geçirdik. İndirime girmiş olan “Wellness Holidays in India” kitabını görünce satın aldım hemen. Biraz bir şeyler öğrenmede fayda var sanırım.

Bir cep telefonu mağazasına hazır kart almak için girdiğimizde garip bir kuralla karşılaştık. Kart satın alabilmemiz için Hindistan kimliğimiz olması gerekiyormuş. Güvenlik nedeniyle kesinlikle yabancılara veremezlermiş.

 

Otele geri dönüp odamızda biraz internete girmek istedik ancak burada da ücretli çıktı. Ne yazık ki Hindistan’daki otellerde internet için genelde para istediklerini bir kez daha hatırlamış olduk. Biz de yatağımıza uzanıp televizyonda çok güzel ve eski bir film olan Kate&Leopold’u izledik. Filmin ardından yatak gıcırtısına rağmen yorgunluktan uykuya dalmışız kolayca.

 

Please reload

Beni Takip et
  • Facebook App Icon
  • Instagram App Icon
  • Google+ App Icon
  • Twitter Classic
  • YouTube Classic
Please reload

  • Facebook Grunge
  • YouTube Black Round
  • Twitter Grunge
  • Google+ Black Round
  • Instagram Grunge

© 2017 by Gonca Duyan 

If light is in your heart, you will find your way hOMe

-Rumi