PHI PHI ADASI (KOH PHI PHI) Gezilecek Yerler

January 16, 2018

1/15
Please reload

Popüler Yazılar

Namaste HİNDİSTAN!

August 1, 2016

Haziran 2009

Bangalore / HİNDİSTAN

GÜN 3

 

Saat 4.30 gibi Bangalor Havalimanı’na indik. Sabahın ilk ışıkları; hava daha yeni aydınlanıyordu. Şöyle bir etrafıma bakındım. Zihnime üşüşen tüm sesler adeta kesildi. Yeni başladığım bir yoga dersindeki ifadeyi takınarak, avuçlarımı birbirine değdirdim, ellerimi göğsüme koydum ve yüksek sesle "Namaste" diyerek etrafımı selamladım.

 

Bir an için duraksayıp söylemesi keyifli olan, bu tek kelimenin, içinde barındırdığı derin anlamı düşündüm bir kez daha. "İçimdeki ruh, içindeki ruhu selamlıyor".

 

Büyük bir dinginlik içindeydim, tekrardan derin bir nefes aldım. Yeniden ellerimi göğsümde birleştirdim. Bu sefer daha kararlı ve kesin bir ifadeyle çıkıyordu sesim:

"İçinde yaşayan ve yaşamış olan tüm yüce ruhlara sesleniyorum; Namaste Hindistan!".

İlk Dakikalarım; Kornaya Bas Lütfen!

 

Eski bir arabayla havalimanından şehre doğru ilerlemeye başladık. Pencereyi araladım, sabah serinliğini bastırmaya çalışan sıcak egzoz dumanı geldi burnuma. Ciğerlerimin meşhur Hindistan havasıyla tanıştıkları ilk anlar ne de olsa. Hala garip duygular içerisindeyim. “Gerçekten biz Hindistan’a mı geldik?!” şeklinde bol soru işaretli, ünlemli cümleler kuruyordum zihnimde. Yanımızdan geçen rikşavları görünce kendi kendimi çimdikleyip irkilircesine her şeyin gerçek olduğunu fark ettim aniden; “Evet, Hindistan’daydım!”.

 

Rikşav; Hindistan, Tayland gibi bazı doğu ülkelerine özgü bir tür taşıma aracı. Açık taksi versiyonunun triportöre uyarlanmış hali. Hintlilere göre ise diğer adı da ‘Tuk Tuk’.

 

Şehir merkezine doğru yaklaştıkça tütsü ve baharat karışımı kokular burnuma geliyordu. Saat ilerledikçe havadaki nemi daha kolay hissetmeye başladım. Trafik ise daha önce hiç görmediğim şekilde işliyordu. Aslında böyle bir trafiği ancak oyunlarda görebileceğimi sanırdım. İki şeritli bir yolun her karesi doluydu, yolda yok yok! Araba, otobüs, kamyon, motosiklet, bisiklet, rikşav, inek, insan… Susmak bilmeyen korna sesleri ise cabası! Fakat korna seslerinden ziyade sürücülerin kornaya basış şekilleri daha çok ilgimizi çekti; hani ülkemizdeki gibi küfür ederek değil de gayet sakin ve gülümseyerek hiç ellerini kornadan çekmeden çalıyorlardı. Tüm bu gürültü ve karmaşaya rağmen hiçbir el, kol işareti ve kavga yok. Yanımızdaki şoförle de trafikte biraz daha zaman geçirdikten sonra eşimle korna olayının çözümlemesini yaptık. Çıkardığımız sonuç ise şöyle; gaz ile kornayı aynı şey gibi düşünüp, kornaya basmadıkça arabanın gitmeyeceğini sanıyorlar. Hatta bu mantığı o kadar güzel kabullenmişler ki otobüslerin, kamyonların arkasında “Horn OK please” yani “Kornaya bas lütfen” yazıyordu :)

 

Dışarıdaki tüm şamataya rağmen göz kapaklarıma hakim olmakta güçlük çekiyordum. Sanırım jet lag (jet sendromu veya eş zamanlama bozukluğu) etkilerini göstermeye başlamıştı. İnanılmaz derecede uykum vardı. Zorladım kendimi uyumamak için, sızar kalırsam vay halime!

Yollarda ilerledikçe zihnim sorular sormaya devam ediyordu. Aklıma takılan en önemli konu da tabi ki konaklayacağımız yer ile ilgili oluyordu. Eşimin çalışacağı üniversite bize kalmamız için yer ayarlamıştı. Bahtımıza ne çıkacaktı kim bilir...

 

Please reload

Beni Takip et
  • Facebook App Icon
  • Instagram App Icon
  • Google+ App Icon
  • Twitter Classic
  • YouTube Classic
Please reload

  • Facebook Grunge
  • YouTube Black Round
  • Twitter Grunge
  • Google+ Black Round
  • Instagram Grunge

© 2017 by Gonca Duyan 

If light is in your heart, you will find your way hOMe

-Rumi